k_z5.jpg (61419 bytes)

ZATİ SUNGUR (1898-1984)

           Ülkemizde illüzyon tarihi üstat Zati Sungur’la başlar. Daha önce temsiller vermek üzere yurdumuza bazı yabancı sanatçılar gelmişlerdi. Ancak, “hokkabazlık” olarak nitelendirilen, biraz el çabukluğu ve biraz da ilkel komediye dayanan bu türü icra edenler üzerinde herhangi bir etkisi olmamış, illüzyon sanatı, Türk toplumuna yabancılığını sürdürmüştü. Zaten, gelen batılı illüzyonistler, temsillerini “Payitaht” durumunda bulunan İstanbul’da vermişler, geniş çapta turnelere girişmemişlerdi.

               Beyneminel bir deyim olan "illüzyon" Türkiye'ye Zati Sungur'la birlikte geldi. Yaptığı modern gösteriler ve gerekse memleketi adım adım dolaşarak düzenlediği turneler sayesinde bu sanat dalı tüm yurtta tanınmış oldu. Hokkabaz durumunda olanlar bu gelişme karşısında ayak uydurmak mecburiyetinde kaldılar, birtakım gençler de toplulukları şaşkınlığa sürükleyen illüzyon sanatına ilgi duymaya başladılar.

Kısacası Zati Sungur, Robert Houdin'in illüzyon dünyasında yaptığı devrimi

Türkiye'de  gerçekleştirmiştir.  Adı efsanelere karışmış, Zati Sungur adını sihirbazlık sanatı ile eş anlama getirmek gibi önemli bir olguyu memleketimize yerleştirmiş olan rahmetli üstadın biyografisine kısaca da olsa göz atmakta bilhassa illüzyona meraklı gençler açısından fayda vardır.

Adı efsanelere karışmış, Zati Sungur adını sihirbazlık sanatı ile eş anlama getirmek gibi önemli bir olguyu memleketimize yerleştirmiş olan rahmetli üstadın biyografisine kısaca da olsa gözatmakta bilhassa illüzyona meraklı gençler açısından fayda vardır.

 1898 yılında Bursa’da doğan Zati Sungur. İlk ve ortaokul tahsilinden sonra Deniz Astsubay okulunun makine bölümüne devam ederken, başarılı görülen birkaç öğrenci ile birlikte 1916 yılında denizaltı filosu stajı yapmak üzere Almanya’ya gönderildi. İki yıl boyunca eğitimini burada sürdürdü. 1. dünya savaşı sebebiyle yurda geri dönemeyince, çeşitli işlerde çalışmak zorunda kaldı. Okulda iken arkadaşlarına yapmış olduğu iskambil oyunları ilgi uyandırmakta, zaten kendisi de bu sanata küçük yaşlardan beri eğilim duymaktaydı. Seyrettiği illüzyon sanatçıları hevesini iyice kamçıladı ve bu kabiliyetini geliştirmeye karar verdi.

 Repertuarını genişleterek 1920 yılında Berlin’in Wintergarten tiyatrosunda ilk temsilini vererek üne kavuştu. 1922 yılında bir grup sanatçı ile turneye çıktı. Fransa, İtalya, İspanya ve Amerika gibi çeşitli ülkeleri dolaştı. Daha sonra kendi kadrosunu kurarak müstakil çalışmaya başladı. Arjantin, Uruguay, Paraguay, Brezilya’da 14 yıl aralıksız çalıştı ve ününün doruğunda iken 1936 yılında Türkiye’ye döndü. Bütün yurdu dolaşarak sanatını tanıttı. Atatürk’ün huzurunda gösteriler yaptı ve büyük önderin takdirini kazandı. 1938’de evlendi. 1966 yılına kadar yurt içi ve yurt dışı turneleri ile illüzyon sanatını bilfiil sürdürdü. Daha sonra bir illüzyon hünerleri stüdyosu kurarak genç sanatçılar yetiştirmeye başladı. 1975 yılında “Dünya Sihirbazlar Birincisi” ve 1983 yılında “Dünya Sihirbazlar Kralı” seçildi. En son olarak 1983 yılında Kuzey Amerika’ya giderek temsiller verdi.

Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Portekizce ve İtalyanca’yı ana dili gibi biliyordu. Pek çok illüzyon hünerini geliştirmiş veya kendi bulmuştur. Buluşları, dünya illüzyon kitapları literatüründe kendi ismiyle geçmektedir. Dünyaca ünlü on sihirbaz arasında yer alan Zati Sungur, 06.07.1984 tarihinde kalp yetmezliğinden vefat etti.

Önemli dünya sihirbaz dernekler ve birliklerinin onur üyesi idi. İki kızı ve iki torunu olan Zati Sungur, halk tarafından öylesine benimsenmişti ki Türk diline “Zati Sungurluk yapmak” deyim olarak girmiştir.  

Zati Sungur’un öncülüğünde memleketimize giren ve yayılan illüzyon sanatının diğer bazı isimlerini, illüzyonun yayılmasında ve yaşamasında emek vermiş olmaları sebebiyle zikretmek yerinde olacaktır. Bunlar: Emin Atabay, Kamil Tekin Turan, Farabi, Bahattin Giray ve Talat Şener’dir.            

.

 

Ana Sayfaya Dön