1940 yılında üzümlerin bol, incirin
sırada olduğu güzel bir yaz gününde İstanbul Fatih’te memur Şevket beyin maaş
gününe altı gün kala Emine hanımın ortakatını terk ederek dünyaya ağlaya ağlaya
“merhaba” dedim. Her çocuk gibi birçok yaramazlıklardan
sonra, ilköğretimime başladığım yıllarda okulumuza gösteriye gelen bir sihirbazın
oyunlarını o görmeden karıştırırken kafamında karışmasını engelleyemedim. O
gördüklerimden bir kaçını arkadaşlarıma seyrettirdiğimde okulda adım sihirbaza
çıktı. Büyük uğraşlardan sonra bulduğum “Fenni Eğlenceler” isimli bir
kitaptan illüzyon sanatının birçok inceliklerini ve sırlarını öğrenerek bayram
yerlerinde kurulan çadırlarda gösterilerime başladım. Ailemin “oku oğlum adam ol,
bu işlerde hayır yok, sigortası bile yok” baskılarına rağmen “bir gün gelecek
benimle iftihar edeceksiniz, bal börek yiyeceksiniz “ diye diye çalışmalarıma devam
ederken “vantrolog”luğa da merak sarmam mı? Kendi becerimle yaptığım ağzı
oynayan bir kuklayı da gösterilerime katarak şovlarıma ayrı bir renk kattım. 1959 yılında şovlarım sırasında
Süheyla adında bir kıza aşık oldum, 1960 yılında
bu güzel kızla evlendim. Yıl 1962, dönemin büyük organizatörü Fethi
Pehlivan’ın ofisinde bir sohbet sırasında Fethi Bey buldum buldum diye bağırmaya
başladı. Zannedersiniz ki, Arşimet yeni bir şey keşfetti; “Tamam evlat bundan sonra
senin ismin “SİHİRBAZ MANDRAKE” olacak dedi. İsim çok hoşuma gitmişti,
sihirbazlığın gizemine uygun oluşu nedeniyle hemen kabul ettim. Sonradan öğrendim ki
bu ismi Lee Falk’dan esinlenmişti. Kendisini rahmetle anıyorum.
Sevgili ziyaretçilerim bundan sonraki hayat hikayemle sizleri bu sayfamda sıkmak
istemiyorum. Sanatım ve illüzyonlarımla ilgili tüm merak ettiklerinizi sitemin Saygılarımla...
|
|
Ana Sayfaya Dön |
|